İşçi sınıfı niye önemli?-6

Kuşku yok ki liderler, süreçleri yönlendiren ağırlıklı role sahiptirler. Kilitleri açar, düğümleri keserler. Ancak tarihi sadece liderlerle açıklamak, tercihtir, bilerek ve isteyerek yapılmaktadır.

Neden? Toplumun bugünü ve geleceği gizleniyor da ondan.

Her şey liderlerle açıklanıyor. Toplumsal değişme, gerileme, durulma ya da kırılma, sıçramalar, devrimler, savaşlar, çağların kapanıp açılması, her şey... İlahi zekâ, erişilmez bilgi, dehanın öngörüsü ve tanrısal güçtür hepsinin sebebi. Doğal olanın, insan olanın sahip olamayacağı özellikler... Başkasına nasip olamayacak özel süreçlerin yarattığı insanüstü yetenek. Seçilmiş kişi...

Herkül, Zeus, Bozkurt efsaneleri ve diğerleri. Tepegözler, yedi başlı yılanlar, Zümrüdü Ankalar, cinler, büyücüler... İnsanlığın korkuları, umudu, hayal kırıklıkları, zayıflıklarıydı. Zayıf insanın güçlü doğayla savaşında, insanın insanla savaşında insanın yarattıklarıydı hepsi. Sığınılacak güç, korku ya da kahreden...

İnsan güçlendikçe, göklere çıkardığı kuvvetler yere inmeye başladı. Bakın bugünün liderlerine; Crommwell, Robespierre, Lenin, Mao, Kastro, Atatürk... Hepsi insan, hepsi insani süreçlere önderlik ettiler.

Liderler göklerden yere indikçe, toplumsal çürümelerin perde arkası da görülür oldu. Dogmatizm parçalanıyor, somutun, maddenin düşüncedeki etkisi artıyordu. Sanayinin büyüyen, işçi sınıfının birleştiren çarkı, kapalı toplumları buluşturdu. Böylece, sınıfların toplumsal ilerlemedeki rolü de görülüyor oldu. Sınıflar arası ilişkiler, çelişkiler, giderek de bölüşüm ilişkilerindeki çarpıklık fark edilir oldu.

Lider efsanesindeki afsunların, çürümenin görülmesini engellemek amaçlı olduğu anlaşılınca kıyamet başlıyor. Ezilen ve milli bütün sınıf ve tabakalar bir gücün etrafında birleşmektedir çünkü. Sadece sizin değil, her mazlumun gözü açılmaya başlamıştır. İşçi sınıfı sahneye çıkmaktadır zira.

31 Temmuz 2014 tarihli Aydınlık’ta “İşçiler neden sağ partilere oy veriyor?” başlıklı bir tartışma başlatmıştım. İşçilerin ağırlıklı olduğu kentlerden, Karabük, Kocaeli, Zonguldak, Bursa, Düzce gibi illerin seçim sonuçlarını aktarmıştım. Tartışma, o sırada öne çıkan başka konular yüzünden tamamlanamamıştı. Bugün şu saptamayı yapabiliriz:

İşçiler, sistemin ele geçirmek için en fazla çaba gösterdiği kesimdir. Hiçbir sınıf ve tabaka, bu denli ağır ve çok merkezli saldırı yaşamıyor. İşyerinde işveren, hükümetlerin işçileri hedefe koyan özel programları, toplumda sistemin bütün çarkları ve kaderciliğin saldırısı... Maksat işçiyi bireyleştirmek, yalnızlaştırmak...

Sağ partilerin yalnızlaştırılmış işçi bölgelerinde daha çok oy almalarının sebebi bu.

Ama “işçi sınıfını parçaladım, yalnızlaştırdım, esir ettim” sananların hevesi boşuna. İşçi sınıfının diğer sınıflarda olmayan özellikleri vardır. Harekete geçtiğinde, zincirleri parçalar, hızla birey olmaktan çıkar, sınıf olur. Dahası, sadece bireyleşen işçileri birleştirmez, toplumdaki bütün milli sınıf ve tabakaları da etrafında birleştirir. Ve amacın çok ötesinde sonuçlara yol açar. Yeni toplumsal kapılar açılır.

Sağ partilerin çok oy aldığı işçi merkezlerinde seçim çalışması, işçi sınıfının sorunları ve milli meseleler üzerine olmalıdır. İşçi birey olmaktan çıkıp sınıf haline gelmeli. İşte o zamanki oy, işçinin değil, işçi sınıfının oyu olacaktır.

Liderleri ilahlaştırmak, son yılların hortlayan gayreti oldu. Çöken sistemler, ilahi görüntülere bürünür. İlahlaştırılan şahsiyetlerin nazarında toplumlar yeniden afsunlanmak istenmektedir.

Böyle zamanlarda, liderlerin insanlaştıkları dönemler de saldırıya uğrar. Kurtuluş Savaşı’nın, Cumhuriyet’in önderlerine saldırının çoğalması bu yüzden... Çanakkale zaferine cinleri, perileri, melekleri sokanların hezeyanları bu yüzden...

Sözün özü şu ki, sistem çürüdü. Yıkıntıların altında bırakılmak istenen işçiler, birey olmaktan çıkmak, sınıflaşmak, toplumun bütün sınıf ve tabakalarını etraflarında birleştirecek enerjiyi açığa çıkarmak üzeredir. Panik bu yüzden...

 

 

Etiketler
İşçi
İşçi sorunları
işçi hakkı